Seda Kalem: "Üniversitelerde cinsel tacizin üstü kapatılabiliyor"


Kasım 8, 2016

Yazan: Yiğit Ateş

Kaynak: HABERVESAİRE


İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde mart ayında faaliyete geçen “Cinsel Tacizi ve Saldırıyı Önleme Birimi”, üniversiteyle ilişkili tüm bireylerin cinsel taciz ve saldırıya maruz kalmasını önlemek ve mağduriyetini azaltmak amacıyla çalışıyor.


Türkiye’de başta kadınlar olmak üzere bir çok insan evde, okulda, sokakta, sözlü ya da fiziksel cinsel tacize maruz kalıyor. Çoğu zaman farkına varmadığımız, üstünü kapadığımız ve nasıl önleyeceğimizi bilemediğimiz cinsel taciz olayları okullarda, üniversitelerde de yaşanıyor. Bu tür olaylar, üniversitelerin hiyerarşik yapısı ya da üniversite içinde kolayca erişilebilecek bir birim olmaması nedeniyle çoğu zaman çözümsüz kalıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, aralarında Öğretim Üyesi Seda Kalem’in de bulunduğu bir grup akademisyen, kurdukları birimle bu kısır döngünün kırılmasını hedefliyor.

Cinsel Tacizi ve Saldırıyı Önleme Birimi’nin (CTSOB) temelleri 2015’in Nisan ayında tecavüz girişimine direndiği için öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan cinayetinden sonra atıldı. Faaliyetleri yürütmekte olan kurul, Hukuk Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Seda Kalem Berk, İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezinden Uzman Araştırmacı Gökçeçiçek Ayata ve Öğretim Görevlisi Sevinç Eryılmaz, Psikoloji Bölümü’nden Tuğçe Çetin Ertekin ve Aliye Güçlü’den oluşuyor.

Seda Kalem ve CTSOB’nin tüm ekibi toplumsal cinsiyet, kadına şiddet gibi konularda çalışan üyelerden oluşuyor. Buna rağmen, cinsel saldırı mağdurlarına daha iyi destek verilebilmesi için Mor Çatı gibi kadına şiddet konusunda uzman kurumlardan ve üniversitenin Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden de eğitimler alıyorlar.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Seda Kalem, Özgecan’ın ölümünden sonra “Biz hala neden bir birim kurmadık, özellikle cinsel taciz konusunda özel bir girişimde bulunmadık” diye hayıflanarak yola çıktıklarını söylüyor. Kalem, kurdukları birimle kampüs içinde ve dışında üniversite bireyleri arasında yaşanan, idari personelin, taşeron firmalar dâhil üniversite ile iş yapan herkesin cinsel taciz ve saldırıya ilişkin şikâyetlerinde çalacakları ilk kapı olmayı amaçladıklarını vurguluyor: “Cinsel tacize veya saldırıya uğrayan birinin nasıl bir travma geçirmiş olabileceği ile ilgili eğitimler aldık. Bunlar hassasiyetle ve özenle yaklaşılması gereken konular. Yanlış bir dil, yanlış bir yaklaşım ile kolaylıkla mağduriyeti arttırabilirsiniz.”

Birimin özel bir e-posta adresi var. Bu mail adresi üzerinden isimsiz olarak taciz olayının mağduru ya da tanığı e-posta yoluyla birime başvuru yapabiliyor. (ctsob@bilgi.edu.tr). Bunun yanında detaylı bir internet sitesi de https://ctsob.bilgi.edu.tr hazırlanmış. Başvuru incelemeye alındıktan sonra görüşme talebiyle geri dönüş yapılıyor. Bu süreç tamamen gizlilik ilkesine bağlı olarak ilerliyor. Görüşme anına kadar isminiz dâhil hiç bir bilgiyi paylaşmak zorunda kalmıyorsunuz. Birim, uygun bir mekânda görüşme ayarlıyor.

Seda Kalem, her şeyden önce taciz ve saldırıya maruz kalan veya tanık olan biri için gidilecek ilk yer, çalınacak ilk kapı olmayı hedeflediklerini söylüyor: “Cinsel tacizin veya saldırının anlatılması, paylaşılması çok zor olabiliyor. Kişi kendinde suç arayabiliyor. Öğrenciler akademik hayatlarının etkileneceğini, idari personel işinden olabileceğini ya da başvurularının dikkate alınmayacağını, tacizin meşrulaştırılacağını düşünebiliyor.”

Birimdekiler öncelikle olay ne zaman oldu, nasıl oldu , olaya ilişikin herhangi bir süreç başlatıldı mı bunları öğreniyorlar. Daha sonra kişilere seçenekler hakkında bilgi veriyorlar. Başvuran kişi için okulda ya da okul dışından alınabilecek psikolojik ve hukuki desteklerden söz ediyorlar. Yaşanan olay disiplin soruşturması başlatacak ise kişileri süreç hakkında bilgilendirerek başvuran kişiye destek oluyorlar. Olaya göre mağdur veya tanık kendilerine esas destek verebilecek kişilere yönlendiriliyor.


“Öğrencilerin katılımı çok önemli”

Türkiye’de 20’ye yakın üniversitede benzer birimler var. Her biri aktif çalışmıyor ama cinsel taciz ve saldırıyı önleme konusunda faaliyet gösteren üniversiteler var. Örneğin Koç, Sabancı, Boğaziçi, Hacettepe, Ankara üniversiteleri…

Birimin duyulması ve daha iyi çalışabilmesi açısından öğrencilerin katılımı çok önemli görülüyor. Seda Kalem, birim kurulduğundan beri öğrencilerden “nasıl destek olabiliriz” diye mesajlar geldiğini söylüyor. Öğrenci konseyinden temsilciler de bu konuda birime yardımcı olmuş. Birimde öğrencilerin aktif olarak çalıştığı, üyelerinin en az yarısının kadın olduğu, her fakülteden en az iki kişi olmak üzere öğrencilerin de içinde yer aldığı bir temsilci ağı bulunuyor.


Üniversitelerde cinsel tacizin üstü kapatılabiliyor

Üniversitedeki ast üst ilişkisi nedeniyle cinsel taciz ve şiddet olaylarının ortaya çıkarılmasının veya paylaşılmasının çok zor olabildiğini ifade eden Kalem, en çok da bu sebeple, “görünen, erişilebilen ve işleyen” bir birimin şart olduğunu vurguluyor: “Üniversitenin bilgili, kültürlü insanların bir arada olduğu bir kurum olduğunu, bu olayların yaşanmadığını düşünmek istiyoruz. İhtimal vermiyoruz ve sorgulamıyoruz. Dolayısıyla cinsel taciz ve saldırıların dillendirilmesi, görünür kılınması da zorlaşıyor.”